
Öğrenmenin beyindeki nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğini söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı
Prof.Dr. Önder Akyürekli, alzheimer hastalığının yüksek eğitim görmüş kişilerde daha az görüldüğünü söyledi.
“Hastaların öncelikle kendilerinde stres yaratanları yazması gerekir. Yazmak, söylemekten farklı olarak kişiyi konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Kişiler kendilerinde stres yaratan ve değiştirebilecekleri özelliklerini değiştirmeye çalışmalılar, değiştiremeyeceklerine karşı ise bakış açılarını değiştirmeye çalışmalılar. Gece çalışıp gündüz uyuyan kişilerde metabolizma ve ritim bozuklukları sıkça görülüyor. Bu tip kişilerde ortalama yaşam süresinin normal insanlardan 5 yıl daha az olduğu görülmektedir. Eğer böyle bir durumda karşılaşılmışsa bile gündüz uyunacak yerin karanlık, gece çalışılacak yerin de aydınlık olması gereklidir.”
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi İdiman, konuklara baş ağrısı ve migren hakkında açıklayıcı bilgiler sundu. Baş ağrısının nedeninin başka bir hastalıktan mı yoksa başlı başına bir hastalık mı olduğunun netleştirilmesinin hastanın tedavisinde en önemli nokta olduğunu ifade eden Prof.Dr. İdiman, baş ağrısından şikayetçi olan kişi, 10 yaşın altında ya da 50 yaşın üstündeyse ve ağrı bir anda başladıysa, ağrı hafif başlayıp giderek şiddetlendiyse, ağrıyla beraber başka yakınmalar da oluştuysa, ağrı kesiciyle geçmiyor ve kronikleşiyorsa baş ağrısının başka bir hastalığın belirtisi olma riski taşıdığını vurguladı.
Türkiye'de baş ağrısı oranının yüzde 16 olduğunu söyleyen Prof.Dr. İdiman, bu oranın kadınlarda yüzde 22, erkeklerde ise yüzde 11 olduğunu ifade ederken, bu rakamların daha çok gençleri etkisi altına aldığına dikkat çekti. “Baş ağrısı yaşayan insanların, yüzde 53'ü iş görme kaybı yaşıyor ve yatak istirahatı yapıyor. Yüzde 9'u normal yaşamını devam ettirirken, yüzde 38'i bir miktar fonksiyon kaybı yaşıyor” diyen Prof.Dr. Fethi İdiman, baş ağrısının insan hayatını ne derece etkilediğini ortaya koydu.
Katılımcılara fikir verici bir test de uygulayan Prof.Dr. İdiman, şu soruları sordu: “Son 3 ay içerisinde şunlardan birini yaşadınız mı?
Bulantınız var mı?
Işıktan rahatsız oluyor musunuz?
İş yapamadığınız oluyor mu?
Eğer bunlardan 2 veya daha fazlasına “Evet” dediyseniz, migren olma riski taşıyor olabilirsiniz.”
Prof. Dr. Fethi İdiman, ilaç (atak öncesinde ve atak sırasında) veya ilaç dışı yollarla (aerobik, gevşeme hareketleri, masaj ve aromaterapi, akupuntur, bitki özleri) migren tedavisinin mümkün olduğunu belirtti. Prof. Dr. İdiman, hekimin de hastayı tam bilgilendirmesi, yaşam tarzında değişikler yapmasıyla ilgili önerilerde bulunması ve ilaç alımını kontrol etmesi gerekliliğinin altını çizdi.
Milliyet