Hollanda Polisine Boyun Eğmeyen Güleser Topuz O Geceyi Anlattı

Hollanda Türk Konsolosluğunda vatandaşlarımızla bir araya gelmek isteyen Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın programına katılmak için Almanya’dan Hollanda’ya giden Güleser Topuz o geceyi anlattı.

Hollanda Polisine Boyun Eğmeyen Güleser Topuz O Geceyi Anlattı
19 Mart 2017 Pazar 12:16 tarihinde eklendi.

Hollanda Türk Konsolosluğunda vatandaşlarımızla bir araya gelmek isteyen Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın programına katılmak için Almanya’dan Hollanda’ya giden Güleser Topuz o geceyi anlattı.
 

11 Mart gecesi demokrasiye sığmayan görüntüler yaşanırken kahramanlık örneği gösteren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya dışında da bir grup gurbetçi isimlerde vardı. Bunların başında Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) kurucusu ve Genel Başkan Danışmanı Güleser Topuz, Kadın Kolları Başkanı Ayşe Aşut ve Başkan Yardımcısı Asiye Bilgin’in yanında 2 genç isimde de vardı.
 

Güleser Topuz 11 Mart gecesi yaşananları anlattı. Topuz; ‘Sayın Bakan Hollanda'da özel araçtan diplomatik araca geçtiği için Rotterdam şehrine varışı bizim içinde bulunduğumuz araçtan daha sonra oldu. Almanya'dan konvoy ile hareket edildiği istihbaratını alan Hollanda polisi hazırlıklarını yapmıştı. Sayın Bakanın aracını beklemek üzere kendi aracımızı Rotterdam Başkonsolosluğuna 10 km mesafede bir petrol istasyonuna çektiğimiz anda 5 zırhlı araç, sivil polis araçları ve en az 30 polis etrafımızı sardı. İlk önce ne olduğunu anlamadan terörist bir grubun etrafını sarıyormuşçasına polis memurları tarafından çembere alındık. Kimliklerimiz istendi, hukuksuzluk yapmadığımızın özgüveni içerisinde kimliklerimizi verdik. Beklentimiz kimlik kontrolü sonrası bırakılacağımız yönündeydi. Sonra anladık ki öyle olmayacaktı.


Polis memurları kimlikleri uzun uzadıya, sahte olup olmadıkları yönünde kontrol etti. Yanımızdan ayrılarak telefon görüşmeleri yaptı. Bir buçuk saate yakın orda beklemek zorunda kaldık. Bizi hangi gerekçe ile burada tuttuklarını öğrenmek üzere polis memuruna yaklaştığımda elinde Sayın Bakanımızın resminin olduğunu ve hanımların kimliklerindeki resim ile kıyasladığını gördüm. Aradığınız kişi burada değil, bizi boşuna bekletiyorsunuz, kimliklerimizi verin, Avrupa Birliği vatandaşı olarak bizi burada tutamazsınız, seyahat hakkımızı hukuksuz bir şekilde elimizden alıyorsunuz' dedim. Bekleyin, talimat gelmeden sizi bırakamayız, kimliklerinizi veremeyiz dedi. Daha sonra Türkçe konuşan Hollanda polisi ile yanımıza yaklaşan üst düzey bir yetkili 'Hollanda Hükümeti tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edildiniz. Derhal ülkeyi terk etmek zorundasınız. Polis eskortu eşliğinde sizi Almanya sınırına kadar getireceğiz' dedi. Orada bir kez daha anladım ki, bir ülkenin vatandaşı olmak eşit haklara sahip olmak anlamına gelmiyormuş. Alman asıllı Almanya vatandaşı o muameleye asla maruz kalmazdı. Onun için adalet sistemi işlerdi ve hukuk geçerli olurdu. Bizler içinse çifte standart ve ayrımcılık geçerli.’ Dedi.
 

İşte o Yaşananlar;