"Yüzde 48’i ikna etme çabası sürmeli"

YENİ Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, referandum sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede "Yüzde 48 ‘in neden 'hayır' dediğinin net olarak anlaşılması gerekir. Ben onların hala ikna edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki 6 aylık uyum yasalarının hazırlık sürecinin bu ikna çabasına yardımcı olacağını, ortaya çıkacak kanunların değişikliğin ruhunu, özünü ete kemiğe büründürerek, ülkemiz için değişikliğin gerekliliğini görerek, bu yüzde 48 içerisinden de önemli bi

Yüzde 48i ikna etme çabası sürmeli
20 Nisan 2017 Perşembe 09:12 tarihinde eklendi.
YENİ Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, referandum sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede "Yüzde 48 ‘in neden 'hayır' dediğinin net olarak anlaşılması gerekir. Ben onların hala ikna edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki 6 aylık uyum yasalarının hazırlık sürecinin bu ikna çabasına yardımcı olacağını, ortaya çıkacak kanunların değişikliğin ruhunu, özünü ete kemiğe büründürerek, ülkemiz için değişikliğin gerekliliğini görerek, bu yüzde 48 içerisinden de önemli bir kitlenin olumsuz düşüncelerini değiştirebileceğini düşünüyorum." dedi.
 
Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, şöyle devam etti:
 
"Anayasa paketinin Türkiye'nin ihtiyaçlarını gidereceğini ve hükümet kurma krizlerini artık yaşanmayarak, istikrarı kalıcı olarak sağlayacağına olan düşüncemle bu değişikliğe yönelik duyduğum heyecanı bu yüzde 48 neden duymuyor? Asıl sorulması gereken soru budur. Hiç şüphesiz büyük bölümü Türkiye'nin iyi olmasını isteyen kesim. Çok az bir kesimdir içlerinde Türkiye'nin geleceğinin aydınlık olmaması için bu işin önünde duranlar. Ama sonuçta bu kesimin hangi saikle buna hayır dediğinin çok iyi anlaşılması gerekir. Ben onların ikna edilmesi gerektiğini hatta bu yeni dönemde de sürecin devam ettiğini düşünüyorum. Çünkü yine bu değişiklik paketinin öngördüğü gibi önümüzdeki 6 ay boyunca uyum yasaları çıkacak. Bu uyum yasaları anayasa değişikliğinin özünü bir anlamda ete kemiğe büründürecek. Onların pratiğinin nasıl uygulanacağının fikrini verecek. Bunlar da ortaya çıktıkça ben yüzde 48'in içinden de önemli bir kitlenin daha somut şekilde bunun Türkiye'nin yararına olduğu gerçeğiyle buluşacağını düşünüyorum. Sonuçta bu paketin özünde yasama, yürütme ve yargının milletle mutlaka bir bağının kurulması esasının izlendiğini görüyoruz. Yani yasama ve yürütme doğrudan millet tarafından yargı ise milletin seçtikleri tarafından seçiliyor. Bugüne değin sürdürdüğümüz sistem parlamento içinden hükümetin doğmasını öngören sistem. Ama bu değişiklikle 50+1 esasına göre çoğulculuğu sağlayan seçmen üzerinden doğrudan uzlaşmanın sağlanarak hükümetin seçileceği ve hükümet kuramama gibi bir krizin asla olmayacağı yeni bir döneme işaret ediyor. Böylece daima güçlü hükümetler olacak. "
 
"BU PAKET, ÜNİTER YAPIYI BOZMADAN BAŞKANLIK SİSTEMİNİN OLABİLECEĞİNİ İSPAT ETTİ"
 
Türkiye siyasi tarihinde birçok liderin daha önce başkanlık sistemini gündeme getirdiğini ancak hayata geçmesi konusunda adım atılamadığını anımsatan Hacısalihoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Referandum 2 seçenek arasından birinin kabul edilmesi esasına dayanır.Bütün referandumlarda aradaki farkın çok büyük ölçülerde çıkmadığını söyleyebiliriz. Buna en son İngiltere'de yapılan Brexit referandumu da dahildir. Sonuçta birine evet diğerine hayır seçeneğinin yerleştirildiği bir oylamada halka götürülmüş olan durumun halk tarafından büyük bir çoğunluğun hayır yada evet dediği bir anlayışla gitmediğini kabul etmeliyiz. Öyle olsa zaten birçok şey meclislerde de halledilirdi. Aslında biraz da bu yönüyle bakmak gerekir. Türkiye'de başkanlık sistemine geçiş geçmişte başta rahmetli Özal olmak üzere birçok liderin siyasi pratiği yaşadıktan sonra iktidar süreçlerinde ifade ettiğini biliyoruz. Kırılgan, zayıf, kısa ömürlü hükümetler dönemlerinin sıkıntılarını çekenler, hükümet kurma krizlerini yaşayanlar tarafından başkanlık sisteminin Türkiye'nin ihtiyacı olduğuna dair söylemlerini biliyoruz. Bunun birçok örneği var. Fakat unutmamak gerekir ki bunun hayata geçmesi noktasında adımlar hiç atılamadı. Bunun asıl sebebi Türkiye'de başkanlık sistemi denince akla hep Amerika gelmesidir. Amerika denince de küçük devletçiklerden oluşan federatif sistem gelir. Dolayısıyla Türkiye'de her zaman başkanlık sistemi bölünme kaygısıyla beslenen bir anlayışı zihinlerde yerleşik kılmıştır. Bu paket, üniter yapıyı bozmadan pek ala başkanlık sisteminin olabileceğini Amerika dışında başka ülke örnekleriyle de destekleyerek ortaya koydu. Dünya deneyimlerinden başta Amerika olmak üzere faydalanarak ama aynı zamanda Türkiye'nin ihtiyaçlarını, sosyolojisini, siyasi açıdan biriktirdiği bir yığın sorunu aşmaya dayalı, Türkiye gerçeğiyle oluşturulmuş bir Türkiye modellemesi şeklinde ortaya çıkan bir başkanlık önerisi. Dolayısıyla bir kere bunu ortaya koyabilmek önemli bir cesaretti. Çünkü bu Türkiye'nin temel ihtiyacı. Yürütmeyle yasama arasındaki ilişkiyi kuvvetli hale getirerek, güçlü, dinamik, hızlı karar verebilen ve hükümet kurma krizlerini artık ortadan kaldıracak bir yürütmenin oluşması açısından önemli bir paket."