10 Aralık'a dikkat!

Zeynep Değirmencioğlu'nun 2012 beklentileri.

10 Aralıka dikkat!
20 Kasım 2011 Pazar 08:45 tarihinde eklendi, 1.064 kez okundu.

 

İngiltere Kraliyet Akademisi’ne bağlı bir “gizem okulu”ndan mezun olduğunu söyleyen Zeynep Değirmencioğlu, kendi hikâyesini, astrolojiyi ve gelecekte Türkiye’yi nelerin beklediğini anlattı 
 
Zeynep Değirmencioğlu, kendi sorularına yanıt bulmak için 1974’te astrolojiyle uğraşmaya başlamış. Tam 7 yıl bir üniversite hastanesinde misafir araştırmacı olarak çalışmış. Binlerce harita incelemiş. Ama onun hayatındaki en ilginç, ona yön veren hikâye Yunanistan’da eski bir kadim bilimler okuluna giden babaannesi. Değirmencioğlu da babaannesinin izinden yürümüş, o da İngiltere Kraliyet Akademisi’ne bağlı benzer bir okula gittiğini belirtiyor. Pek çok ünlü danışanı var ama “bir tür Hipokrat yemini ettiğini” söyleyerek isimlerini açıklamıyor. İşte gizemli bilimlerin peşinde hayatın gerçeğini arayan Değirmencioğlu’nun hikâyesi ve Türkiye’nin 2012 yıldız haritasının sonuçları...
 
Kimdir Zeynep Değirmencioğlu? Hayata değişik pencerelerden bakmayı daha 4 yaşında öğrenmiş bir varlık, cevabını veririm. Beni müthiş etkileyen babaannemden, onun yetiştiği ve yine beni çok etkileyen yaradılışın sırlarını, ruhun derinliklerini öğreten bir “gizem okulu”ndan söz edebilirim sonra...
 
O zaman biz de, nedir bu “gizem okulu” diye sorarız... Bu, aslında bir öğreti. Bu okullar eski Mısır’dan bu yana gelir. Oralarda eğitim almış filozoflar bu okulu Avrupa’ya taşımış. Kısaca, Antik Yunan’dan Roma’dan günümüze gelen bilimi okutan bir okul.
 
Cehaletime verin ama Harry Potter’ın okulu gibi mi? Tam olarak öyle sayılmasa da burada da sihir var. Gizem okulları geçmişte 20 yıl eğitim verirmiş.
 
Neredeyse ömrün üçte biri... İyimser bakarsak dörte biri aslında. Ama 20 yıl süren eğitimde, kişinin içinde kayıtlı olan bilgilerin aklında uyanmasını ve dünyayı geleceğe taşıyarak öncülük yapmasını sağlayan bilimleri okumuşlar. Antik, kadim dilleri ve sembolizmi öğrenmişler...
 
Demek babaanneniz bu okullardan birinden çıktı. Neydi okulun adı? Babaanneminki, Girit’teki hermetik okulların sonuncusu. Ama adını bilmiyorum. Ben de İngiltere’de Kraliyet Akademisi bünyesinde hermetik bir okula gittim.
 
Kadim diller nedir peki? Bugün unutulmuş diller. Mesela Mu medeniyetinin lisanı. Antik dillerden biri de Hintlilerin kullandığı Sanskiritçe. Ayrıca İsa’nın ve Musa’nın da bu okullardan yetiştiği ifade edilir. I Burayı tam anlayalım. İfade mi edilir, rivayet mi? Rivayet değil. Tarihte ifade edilmiş. Mesela Musa’nın orada okuduğu, sonra kazayla birini öldürdüğü için okuldan kaçıp dağa çıktığı anlatılır.
 
Bu okullar dine aykırı değil mi? Hiçbir bilim, dine aykırı değil. Bu okullarda kozmoloji de öğretiliyordu.
 
SİHİR VE KEHANET
 
Nedir Kozmoloji? Cosmos’tan mı geliyor? Gök bilimin o zamanki ezoterik tanımı. Psikoloji, fizik, özel bir tıp olan arşimi gibi bilimler de öğretilirdi.
 
“Arşimi ne” diye soracağım beni döveceksiniz... Arşimi; maden, sıvı, otlar ve bazı maddelerin karışımıyla yeni bir madde elde edilmesidir. Günümüzdeki kimyanın ilk uygulanışı.
 
Yine aynı yere döneceğim ama Harry Potter’daki gibi şeyler mi öğretiliyor ? Bunlar okült sanatlar. Burada devreye sihir ve kehanet de giriyor. Ayrıca astroloji de öğretiliyordu.
 
Peki bütün bu öğretileri alan kişilerin ortak özelliği neydi? Bunlar maddede manayı bulan, ruh uyandırıcılar, karakter dökümcüler, toplum organizatörleri, var edilen hakikat uğruna ölümü yararlı ve yüce bir eylem olarak bellemiş, adanmış kişilerdi. Bu insanlar edebiyat ve sanatın temelini atmıştır.
 
Herhalde okulların mantalitesi de buydu; maddede manayı bulmak. İnsanlığa atfedilen de budur. İnsan dediğimiz varlık, bitki ve hayvan türlerinin üstündedir. Diğer tarafta meleklerin de üstündedir.
 
‘İYİ VE KÖTÜ YOK’
 
Ya kötülük yapma sanatı? Kötülük yapma sanatı öğretilemez. Kötülükten korunma sanatı öğretilir. İyi ve kötü diye bir şey yoktur, insanın algılama farklılığı vardır. Düşüncenin olumsuz oluşu vardır. Kötü insan yoktur, aklın işletiliş biçimi kötüdür.
 
Astrolojiye değinmek istiyorum. Biliriz ki, Tanrı ile kul arasına girilmez. Astrolojik haritalara inanan bu kuralı bozar mı? Hayır. Eğer kişi gereken saygıyla astrolojiyi uyguluyorsa Tanrı ile kul arasına girmez. Astroloji, okulun, doğmadan önce yaradanıyla dünya boyutunda yapacaklarını anlattığı sözleşmeyi tercüme eder.
 
 
Siz böyle bir sözleşmeyle mi geldiniz dünyaya? Onu söyleyemem. Her insan bir sözleşmeyle doğar, sonra bunun ana hatlarını unutur, unuttuklarını hatırlatan bir araçtır astroloji.
 
‘ASTROLOJİ BİLİMİN ÇATISIDIR’
 
Nedir bu astroloji? Bugün bir müspet ilim olarak kabul edilen astronominin doğuşundan tutun da, müzik, hukuk, tarım, tıp astrolojinin gözlemleriyle vücut bulmuş bilimlerdir. Kısaca bilimin çatısıdır. Bugün artık müspet ilimlerden sayılmaya gidiyor, iade-i itibar kazanıyor astroloji.
 
Bilimin çatısı? Bu çok iddialı bir laf değil mi? İddialı ama öyle. Bu konuyla 28 yıldır ilgileniyorum. Bugünkü bilim insanları da, antik çağda yaşamış filozoflar da aynı konuda birleşiyor: Gökyüzü incelenmiş, insan içindeki tohumlar çatlamış.
 
Astolog olunmaz doğulur diyorsunuz. Bir sürü astrolog var, herkes kendine göre harita çıkarıyor. Bu kişiler için biz astrolog kelimesini kullanmayız, “yıldız bilimini inceliyor” deriz. Hiçbir zaman “şu olacak” gibi kesin bir cümle kullanamazsınız. Olasılıklar ve kişinin potansiyelini anlatır. Astroloji kişinin sözleşmesindeki seçimlerinin hayata geçirilmesini sağlar.
 
İnsanların kaderlerini yönlendirmiyorum diyorsunuz yani. Hem hayır hem evet. İnsana varoluş yörüngesini uygun kullanırsa kendine de, evrene de, ülkesine de nasıl faydalı olacağını gösteriyoruz. Yeteneğini bulduruyoruz, kendine hükmetmesini sağlıyoruz. 
 
‘2012’DEN İTİBAREN TÜRKİYE'NİN ÖNÜ AÇIK'
 
2012’de Türkiye’yi neler bekliyor? Girdiğimiz süreçte dikkat çeken, ezber bozacak önemli bir hadise var. O da 10 Aralık 2011’deki tam Ay tutulması.
 
İyi bir şey mi bu? İyi, güzel ve umutlu konuşmak isterim. Bundan önceki tutulmaların sonları, doğal afetleri, olumsuzlukları ifade etmişti. I Makus talih bu kez değişiyor mu? Öyle. Bu tutulma 45 gün içinde terörde dalgalanmalar yapıp sonra düzelmeye geçişi sağlayacak gibi görünüyor.
 
Yani Ay tutulmasından 45 gün sonra teröre çözüm yolu açılabilir mi? Ayrıca ekonomi, tarım ve eğitimde de birtakım düzenlemeler olacak.
 
Ya Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz? Bu işten sorumlu devlet bakanımız Egemen Bağış Boğa burcu. Güneş 2 derece 25 dakika Boğa’da. Ay burcu da Akrep’te, Türkiye’yi savunabilecek güç Egemen Bağış’ta vücut bulmuş.
 
Tamamen siyasi görüşün dışında bir yorum yapıyorsunuz herhalde? Tabii. Potansiyelini okuyorum.
 
Avrupa Birliği’nin durumu da pek parlak görünmüyor. Belki yeniden adlandırılacak çünkü ivmesini tamamladı.
 
Türkiye’nin bu gelişmelerde rolü olacak mı? Birliğin yeniden yapılanmasına Türkiye destek olacak. Ayrıca Türkiye pek çok komşu ülke için de önem arz ediyor.
 
‘DÜNYA DONACAK’
 
Ne gibi bir önem bu? Tarıma ağırlık verilmeli, çünkü gelecekte 7 ay sürebilecek iklim değişikliği, bir donma zamanı geçirecek dünya. Ve Türkiye dünyanın tahıl ambarı olmaya müsait. I Ülkenin geleceği parlak diyorsunuz . Evet çünkü bu toprağın üzerindeki kutsal üçgen, manasını günümüze indiriyor.
 
Kutsal üçgen mi? O nedir? Türkiye’nin üzerinde; ruhsallığı sembolize eden, insan ve Tanrı arasındaki enerjiyi içimizde uyandıran, üç gezegen arasında kutsal üçgen diye tanımlanan bir açı var.
 
Faydası ne bu açının bize? Bu açı, bu coğrafyanın korunduğunun göstergesi.
 
Türkiye Allah koruması altında mı? İlahi sistem tarafından korunuyor diyelim.
 
Başka iyi haberleriniz var mı? 2012’de çok önemli bir gelişme daha olacak. 12 Kasım’da tam Güneş tutulması var. Bu tutulma, ülke üzerinde öyle köklü ve durdurulamaz bir değişime neden olacak ki, Türkiye dünyanın dikkatini bir kez daha çekecek bir zıplama yapacak.
 
Nasıl bir zıplama sözünü ettiğiniz? Şu anda Ortadoğu ve komşu ülkeler iç kargaşa yaşıyor. Türkiye ağabey rolüyle fazla kan dökülmesini engelleyici bir misyon üstlenecek.

Habertürk