Bu benzetme spikeri çok kızdırdı!

Ekranların en asabi kadın spikeri olarak gösterilen CnnTürk ana haber sunucusu Nevşin Mengü Akşam Gazetesi'nden Sibel Ateş Yengin'e röportaj verdi.

Bu benzetme spikeri çok kızdırdı!
29 Temmuz 2012 Pazar 19:01 tarihinde eklendi, 9.217 kez okundu.

 

Hem dünya ve Türkiye gündemini değerlendiren Mengü hem de hayatıyla ilgili sorulara cevap verdi. İşte Akşam Gazetesi'ndeki o röportaj CNN Türk'te ana haber bültenlerini sunan gazeteci Nevşin Mengü'yle her an sıcak gelişmelere gebe olan Türkiye gündemini konuşmak üzere buluştuk. "Her gün bambaşka bir dünyaya uyanıyoruz" diyen Mengü'yle sadece gündemi değil, kendisine yakıştırılan 'erkek gibi kız' imajını, babası CHP eski milletvekili Şahin Mengü'nün onu neden 'aptal kızım' diye sevdiğini konuştuk.
 
SADECE ERKEKLER Mİ DOBRA OLUR
 
Onun için 'erkek gibi kız, dobra, harbi kadın' yakıştırmaları yapılsa da Nevşin Mengü, 'erkek gibi', 'kadın gibi' sıfatların ne anlama geldiğini anlayamadığını, cinsiyetiyle ilgili bir probleminin olmadığını söylüyor ve "Sadece erkekler mi dobra olur?" diye soruyor. CHP eski milletvekili Şahin Mengü'nün kızı olması nedeniyle 'babasına iliştirilmiş gazeteci' gibi anlaşılmaya da tepkili. Arkadaşlarının "Beyninle dilin arasında bir süzgece ihtiyacın var" dediği Mengü'yle dobra dobra söyleştik.
 
- Bu aralar Türkiye'nin gündeminde neler var? Türkiye'de yok yok ki.
 
- Suriye kriziyle ilgili yorumunuz nedir? Savaş çıkar mı mesela? Amerikan başkanlık seçimlerine kadar ABD hiçbir askeri hamle yapılmasını onaylamaz. Libya'da da operasyonu Avrupa yürütüyor gibi olduysa da arkasında duran bir ABD vardı. Ancak kasım ayına kadar ABD'nin sıcak savaş isteyeceğini ve arkasında duracağını sanmıyorum. En son Kürt kentlerinin ele geçmesi bölgede değişikliğe sebep olacak.
 
- Batı Kürdistan kurulur mu? Belli ki orada bir statü alınacak, artık Kürt devleti mi olur, özerk bir yapı mı olur, belli değil. Bir Kürt Devleti realitesi görünüyor.
 
MİLYONLARCA İNSANIN DEVLET KURMA İRADESİ VAR -
 
Olası bir Kürt devletini siz onaylıyor musunuz? Buna karşı durup "Kürt devleti kurulmasın mı diyeceğiz?" Belki bir diplomat olsam durumu Türkiye'nin menfaatlerine aykırı ya da menfaatlerine uygun diye değerlendirebilirim ama diplomat değilim; gazeteciyim. Milyonlarca insanın devlet kurmak için bir iradesi varsa biz kimiz ki, "Evet yapabilirsin" ya da "Hayır yapamazsın" diyelim. Toplum iradesinin önünde ortak bir kitle kararı oluduğunda bir şeyin durdurulabileceğine inanmıyorum.
 
- Suriye için dünyanın üçüncü kimyasal silahına sahip ülkesi deniyor, bunun bir gerçekliği var mı sizce?
 
ABD istihbaratı, Suriye'nin elinde ne kadar silah olduğunu yayınladıkları raporda açıkladı. Ama Saddam'ı hatırlayalım. ABD Saddam'a "Sende kimyasal silah var" dediğinde Saddam, "Hayır, yok" demedi; olduğunu ima etti. Sonra olmadığı ortaya çıktı. Bu tip totaliter rejimler aslında bunu bir propaganda aracı olarak kullanır. Ben pek emin değilim; vardır belki de. Belki de yoktur. Kim bilir? - Bu ara gündemi meşgul eden diğer mesele de su damacanalarındaki tehlike. Bu durum için ne düşünüyorsunuz? Evet, o çok büyük bir rezalet. Her şeyi bu kadar normalleştirmemiz çok acayip değil mi? Çok ciddi markalarda, çok ciddi risk var deniyor. Ama milletçe, 'eh, neyse' durumundayız. Sonra düşen helikopter meselesi... "PKK mayınlamış mı, tuzaklamış mı?" dendi. Sonra arıza nedeniyle düştüğü açıklandı. Tartışma bitti. Hâlbuki 5 kişi öldü, bunlar can değil mi? Çok acayip! Konuşulması gereken birçok şeyi konuşmuyoruz. Sıcaklardandır inşallah. Sıcaklar geçince milletçe kendimize geliriz belki.
 
NE HAKİMİM NE YARGIÇ -
 
Konuklarınızla çata çat tartışıp fikrinize karşı olanlara sözünüzü sakınmadan cevabı yapıştırır mısınız? Konuğun benim fikrime ters bir şey söylemesi önemli değil. Herkes kendi fikrini söyler tabii ki. Ben kimim ki; ne hâkim ne de yargıcım. Yanlışsın ya da doğrusun diyecek halim yok. Kim ne düşünüyorsa söyler. Zaten fikrini almak istediğimiz için konuk çağırıyoruz. Televizyondaki tek sıkıntı zamanı iyi ayarlamak. Çünkü yönetmenimiz "4 dakikan var" diyor. Reklâma gidilecek ve o reklâm süresine taşma şansım yok. Konuyu 4 dakikada toparlamam gerekiyor. O yüzden araya girip de "Toparlayabilir misiniz?" demek zorundayım. Bu kimsenin sözüne katılıp katılmamak değil. Sadece zamanı ayarlamaya çalışıyorum.
 
HAYLAZ BAKANLAR OLSA -
 
Katıldığınız bir programda, "Berlusconi'yi sunarken nasıl da yüzü gülüyordu" dediklerinde, "52 kere güvenoyu almış birini nasıl sevmeyeyim" dediğinizi hatırlıyorum...
 
O işin şakasıydı. İtalyan olsam sevmeyebilirdim ama dışarıdan bakınca haylaz bir politikacı imajı çiziyor. Gazeteci olarak takip etmesi eğlenceli bir isim.
 
- Babanızın siyasetçi olması sizin için dezavantaj mı? Herkes bunun iyi bir etki olduğunu zannediyor ama değil. Birileri size belli bir gözle bakıp babanla aynı şeyleri düşünüyormuşsun gibi algılıyor. Bunu anlatmanız gerekiyor. İşte yine kadının bedenine sahip olma meselesi. Ataerkil bakış açısı. Babası böyleyse kızı da aynıdır gibi. Niye aynısı olsun? Anlatabiliyor muyum, babasına iliştirilmiş gazeteci gibi anlaşıyor. Olur mu! Herkes kendi başına bireydir. 'Ben babam değilim kardeşim'i anlatman gerekiyor.
 
BU KIZ NİYE ERKEK GİBİ HABER SUNUYOR -
 
Kadın olmaktan dolayı ne tür ayrımcılığa uğradınız? En basiti mesela "Bu kız niye böyle erkek gibi haber sunuyor? Bu kız niye böyle konuşuyor?" gibi bir kadın algısı var. Kadın gülümsesin, yumuşak olsun, hanım hanım olsun gibi sokulmaya çalışılan bir kalıp var. Hâlbuki ekrandaki kadın ya da erkek cinsiyetinin ne önemi var? İşini yapmaya çalışıyorsun. Böyle bakılsa daha iyi değil mi? - Sizin için 'erkek gibi kız' denmesinin dışında harbi, dobra olduğunuz da söyleniyor, bu bir yakıştırma mı, gerçekten böyle tarif edildiği gibi misiniz? 'Erkek gibi', 'kadın gibi' ne demek bilmiyorum. Cinsiyetimle ilgili bir sıkıntım yok. Harbi, dobra... İnsan haberciden ne bekler ki? Doğruyu söylemesini, manipülasyon yapmamasını, dezenformasyona kurban olmamasını bekler. Mesleki olarak bunları yapmamız, doğruyu söylememiz lazım, bu işimizin bir parçası. Sadece erkekler mi doğruyu söyler; kadınlar doğruyu söylemez mi?
 
BEYNİNLE DİLİNİN ARASINA SÜZGECE İHTİYAÇ VAR -
 
Özel hayatınızda dobra olup insanların yüzüne düşündüklerinizi pat diye söyler misiniz? Evet. Hatta bir arkadaşım "Senin beyninle dilin arasında bir süzgece ihtiyacın var" demişti. Evet, dürüstlükten yanayım ben. Edebiyatta olduğu gibi mesela bitkinin yeşil olduğunu söylemek için yapraklarında klorofil var da, oksijeni karbondioksite çevirir de gibi kırk dereden su getiririz. Değil işte! Yeşilse yeşil. Biraz daha zaman kazanmak açısından direkt olmak gerektiğini düşünüyorum.
 
- Hayaliniz spiker olmak mıydı? Hatta hiç yoktu. Okulda kalırım diye hayallerim vardı. İşte hayat, ne getireceğini bilmiyorsunuz.