İlerlemeyen artık geri gider çağındayız

Katıldığı TV programında son aylarda yaşananları değerlendiren fütürist, siyaset bilimi uzmanı ve iş insanı Esen Ermiş Ertürk ‘ün açıklamalarından satırbaşları şöyle

İlerlemeyen artık geri gider çağındayız
01 Mart 2021 Pazartesi 15:18 tarihinde eklendi.

Katıldığı TV programında son aylarda yaşananları değerlendiren fütürist, siyaset bilimi uzmanı ve iş insanı Esen Ermiş Ertürk ‘ün açıklamalarından satırbaşları şöyle;
 

“DÜNYA DA 3.6 MİLYONDAN FAZLA İNSAN HALA İNTERNET ERİŞİMİ OLMADIĞI İÇİN TEKNOLOJİDEN YARARLANAMIYOR.YİNE FIRSAT EŞİLİĞİNDEN SÖZ ETMEK PEK MÜMKÜN OLMAYACAK GİBİ”
 

CoVID-19 sonrası inovasyon ve dijitalleşme artık bir tercih değil ihtiyaç haline geldi. 2008 küresel ekonomik sonra bir kez daha bilinmeyen bir durumla karşı karşıyayız. Milyonlarca insanın karantinaya girmesine, işyerlerini, pazarları, restoranları ve sokakları kapatan Covid-19 pandemisiyle insanlık yeni bir sınavdan geçiyor.
 

İnsanlık tarihi boyunca bu tür olağanüstüsü durumlar politik ve ekonomik sistemlerin değişimine, fikir dünyasının gelişmesine ve yaşam tarzlarının değiştiğini gösteriyor 
 

Dijitale dayalı yeni bir dönem yeni fırsatlar yaratıyor diyoruz ancak dünya da 3.6 milyondan fazla insan hala internet erişimi olmadığı için teknolojiden yararlanamıyor. Yine fırsat eşitliğinden söz etmek pek mümkün olmayacak gibi.
 

Çalışma, öğrenme, satın alma veya iletişim kurma şeklimiz değişti. Artık 'yeni normal” için hazırlıklı olmalıyız.
 

Dijital gündem daha önce hiç bu kadar gerekli ve hayati olmamıştı. Mevcut ekonomi modelleri, değişikliklerin meydana gelme hızı nedeniyle belirsizlik yaşıyor. Belirsizlik hiçbir ekonomi için iyi değildir. Üstüne üstük teknolojik değişim ticareti yapma şeklimiz baştan sona değiştiriyor.
 

İlerlemeyen artık geri gider çağındayız ve ilerlemenin tek anahtarı inovasyon ile eğitimi geliştirmektir. Ekonomik ilerlemenin eğitim, araştırma ve inovasyon faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğu ve sosyal ilerleme ile iş faaliyetleri arasında bir ilişki olduğu açık
 

Hükümetler harcamaları dengelemek; yollar, demiryolları, limanlar gibi somut altyapıya yatırım yapmak zorunda. Ancak, eğitim, araştırma ve geliştirme gibi maddi olmayan şeylere de kaynak ayrılması önemli Ar-Ge sadece bir kelim olarak kalmamalı bir ekonomisinin oluşturulması ve gençlerin hayal ettiği girişimleri için ve aynı zamanda bilgi ekonomisi için kilit öneme sahip  
 

Girişimcilik ve özel sektör teknoloji ve inovasyona adaptasyonu teşvik edebilir, gençlerin ilgisini çekmek ve ilerlemek için bir araç olabilir. Yeni bir düşünme tarzı, yeni bir tutum teşvik etmeli, gençlik enerjisinden, yeni fikirlerden faydalanmalıyız. Artık okulu bitir sigortalı işe gir evladım döneminden, kendi işini kur üret evladıma geçmeliyiz 
 

İnovasyon, gelişim ve hayatta kalmanın yolu artık. Bir şirket veya ülkenin tanıtımı için model. Zenginlik yaratabilmek ve geleceği güvence altına almak için inovasyon  bir zorunluluk.
 

Üretim hatları daha verimli makineler, otomasyon ve robotik sayesinde giderek daha az insan gücüne ihtiyaç duyacak Ayrıca, bir sonraki dalga daha fazla yapay zeka inovasyonu getirecek
 

Dördüncü sanayi devrimine geçişte Türkiye’nin muazzam insan kaynağı var. Eğitim, özel sektörün desteklenmesi başarının temelini oluşturacak  
 

İnovasyonun temel anahtarı eğitim. Çalışanlarına doğru bilgiyi sağlamak için yatırım yapan şirketler, büyüyecek. 
 

NESNELERİN İNTERNETİNDEN, (IOT) BEYİNLERİN İNTERNETİNE (NEUROLINK) geçilen dünya sisteminde yaşamaya başladık.  İLERLEMEYEN ARTIK GERİ GİDER Ve bu bakış açısında ki devletler yükselebilecek. Coronavirus sonrası yeni dünya nasıl olacak? Önce küresel ölçekte bakalım. Devletlerin turizm, ticaret, dövizleri ve dış kaynaklardan elde edilen gelirler azaldıkça huzursuzluk, siyasi krizler ve çatışmalar ortaya çıkabilir .Bu çatışmalar başka istikrarsızlıklara yol açabilir ki şu anda dünyanın en son istediği şey yeni bir kaos.  Petrol ihraç eden ülkeler ise üretim alt yapılarından yoksun olmaları nedeniyle sıkıntılarla karşılaşıyorlar ki bu ilerleyen dönemde enerji fiyatlarındaki düşüşle ekonomik kriz daha da derinleşecek.
 

KORONAVİRÜS KRİZİ, TEMELDE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK HALA ULUS-DEVLET KAVRAMININ GÜÇLÜ OLDUĞUNU HATIRLATTI TALEP DEĞİŞİKLİKLERİ,GSYİH’NIN GELECEKTEKİ KOMPOZİSYONUNU DEĞİŞTİRECEKTİR.
 

Hizmetlerin ekonomideki payı artmaya devam edecektir. Bununla birlikte, dijitalleşme bu hizmetlerin düzenlenme ve dağıtım biçimindeki değişiklikleri yönlendirdikçe, kişisel hizmetlerin perakende, konaklama, seyahat, eğitim, sağlık ve devlet sektörlerindeki payı azalacaktır. Birçok düşük ücretli, düşük vasıflı, yüz yüze hizmet işi, özellikle küçük firmalar tarafından sağlananlar, ORTADAN KALKABİLİR. Bununla birlikte, polislik, itfaiye, sağlık, lojistik, toplu taşıma ve gıda gibi temel hizmetleri sağlayan işçiler daha fazla talep görecek, yeni iş fırsatları yaratacak ve bu geleneksel düşük ücretli sektörlerde ücretleri artırma ve faydaları artırma baskısını artıracaktır. Kriz, standart dışı, güvencesiz istihdamın büyümesini hızlandıracaktır (yarı zamanlı çalışanlar ve birden fazla işvereni olan çalışanlar) ve işçilerle birlikte hareket eden, işverenlerin değiştiği ,yeni taşınabilir fayda sistemlerine yol açacaktır. Yeni işlerde gerekli becerileri sağlamak için eğitim programları dijital ortamda yani online verilecek.
 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, YAPAY ZEKA, GELİR EŞİTSİZLİĞİ ve diğer zorluklarla karşı karşıyayken, gelecek nesle verilen zararı sınırlamak için eğitim, çevre politikaları için önlemlere yatırım yapma eğilimi artacaktır. Covid-19 bize güvenlik açığımızı hatırlattı. Etkili sağlık sistemlerine yatırım yapmalı ve ortaya çıkan tehditlere anında yanıt verebilmemizi sağlayacak araştırmaları teşvik etmeliyiz. Büyüyen antibiyotik direnci göz önüne alındığında, antibiyotik araştırmasının eksikliğinin zaten farkındaydık. Biyolojik savaştan endişe duyuyorduk, büyük miktarda sera gazı yayılımı, eski virüsleri ve bakterileri serbest bırakmaya devam edebilir. Şimdi sorunun daha da kapsamlı ele alınması gerektiğini umarım anlatabilmişimdir. Küresel sağlık krizleri artık “nadir olaylar” değil Ne yazık ki, insanlık tarihinde birçok trajik sayıda ölümlere yol açan salgınlar mevcut. İnsanlar Google araştırması yaptıkça bunu yeniden keşfediyor. Dünya’nın (devletlerin) kendisine sorması gereken önemli bir sorusu daha var Sağlık araştırmalarına yeterince harcama yapmaya hazır mıyız?