Yazarlar

Saygı Öztürk
O patlamada flaş gelişme, sağlıkta skandal atama

Tarih 5 Eylül 2012… Saat 21.00 civarında Türkiye’yi yasa boğan bir olay yaşandı.
Balıkesir Susurluk’ta bulunan mühimmat alınan bir kararla Temmuz 2012’de Afyon’da bulunan 41. Mühimmat Bölük Komutanlığı’na getirildi. “İglo tipi” 32 numaralı depo içinde yapılan yerleştirme ve düzenleme çalışmaları sırasında depo bölgesinde bir patlama gerçekleşti. Bu patlama nedeni ile 25 asker şehit oldu, 8 asker de yaralandı.
 
Uzmanların, şehit ailelerinin “Bu bir sabotajdır” iddiası bugüne kadar ciddiye alınmıyordu. Ancak öyle önemli gelişmeler yaşandı ki, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı, “sabotaj” iddialarını soruşturmaya başladı. Davanın devam ettiği Eskişehir’de Hava Kuvvetleri Komutanlığı 1’nci Askeri Mahkemesi’nden dosya örneği, şehit ailelerinden ellerindeki bilgi ve belgeleri istedi. Artık olay “kaza sonucu patlama” olmaktan çıktı, sabotaj olasılığı da gündeme oturdu.
 
Bu dokular kime ait?
 
İstanbul Adli Tıp Bilim Adamları Derneği’ne başvuran ve başından beri patlamanın sabotaj olduğu iddiasında bulunan Mühimmat ve Patlayıcı Uzmanı Kimya Mühendisi Süleyman Polat, şehit Tolga Taştan’ın babası Ali Taştan, bu konuda neler yapılabileceğini sordu. Dernek yöneticileri onları İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü’ne yönlendirdi. Oradan aldıkları rapor, iddialarında haklı olduklarını bir kez daha ortaya koydu.
 
İşte 22 Mayıs 2014 tarihli “uzman görüşü”nü 2 Haziran’da Eskişehir’de yapılacak duruşma sırasında mahkemeye heyetine sunacaklar. Uzmanların ortak raporunda, patlama bölgesinde toplanan dokulardan 32’sinin şehit yakınlarıyla dokularının eşleşmediği anlaşıldı. Bunun anlamı, olayda başka bir kişinin olduğunu da gösteriyor. Dahası “olay yeri incelemesinin eksik yapıldığı”, “32 dokunun şehit yakınlarıyla eşleştirilememesine Adli Tıp Kurumu’nun karar vermesi” gerektiği belirtildi.
 
Afyonkarahisar patlamasında insanların yüreği yanarken, olay yerine gittikten sonra Valiliği ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e, Vali İrfan Balkanlıoğlu kilim hediye etmişti. O günden sonra adı “kilimci vali” olarak anılıyor. O vali de bugün yarın yeni görev yeri Ordu’ya gidecek.
 
Atama koşulları uymadan müsteşar atadılar
 
Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı’na Eyüp Gümüş atandı. Bakana yakın bir isim olmanın avantajıyla bu göreve getirildi. Getirilebilir ama acaba getirilen kişinin bu göreve atanması için koşulları uyuyor mu?
 
O zaman şimdiki adı Denetim Hizmetleri Başkanlığı olan bölümde bulunan Eyüp Gümüş’ün dosyasında neler olduğuna bakalım:
 
Eşinin çalıştığını bildirmemek…
 
- Eşinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,
 
- Eşi Sevtap Gümüş, Kavacık Medical Sağlık Hizmetleri ve Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmasına karşın bu durumu kurumuna bildirmediği için 2 Eylül 2013 tarih ve 11480 sayılı kararla “kınama” verildi.
Hastanın hayatını kaybetmesi…
 
- Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak.
 
- Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledilen Suna Düzyol isimli hastanın ihmaller zinciri neticesinde hayatını kaybetmesi konusunda 5 Eylül 2012 tarih ve 2030 sayılı ceza onayı ile “uyarı” verildi.
 
Aylıktan kesme cezası…
 
- Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak.
 
- Ticaret yapmak veya devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak.
 
- Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yaptığı dönemde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’de İş Yeri Hekimliği yapmak.
 
- Beykoz Belediyesi’nin Kat Karşılığı İnşaat Yapım İhalesi’ne, Devlet Memuru Dr. Eyüp Gümüş olarak şahsen katılmak ve söz konusu ihalenin uhdesinde kalması.
 
- Devlet Memuru Dr. Eyüp Gümüş olarak Kavacık Medical Sağlık Hizmetleri ve Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.’yi kurarak Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapmak.
 
Bu suçlamalar için müfettişler “kademe ilerlemesi” önerdi. Ancak 29 Temmuz 2009 tarih ve 137192 sayılı ceza onayı ile Gümüş’e “Aylıktan kesme” cezası verildi.
 
Peki, Devlet Memurları Kanunu’nun 132 maddesi ne diyor: “Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl boyunca daire başkanı, dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine atanamazlar.”
 
Peki Eyüp Gümüş nasıl atandı? “Ben yaptım oldu” derseniz oluyor ama bunların hesabının sorulacağı günler de gelir.
Paylaş :