Pandemi Sonrası Hangi Psikolojik Etkiler Olur? Nelere Dikkat Edilmeli?

Uzman Klinik Psikolog İrem Göncüoğlu konu hakkında bilgiler verdi.

Pandemi Sonrası Hangi Psikolojik Etkiler Olur? Nelere Dikkat Edilmeli?
29 Kasım 2022 Salı 14:15 tarihinde eklendi.
Dünyayı yalnızca ekonomik ve sosyal açıdan etkilemekle kalmayıp psikolojik açıdan da büyük etkiler yaratan pandemi, sebep olduğu hastalık ve ölüm korkusu ile dünyanın her yerinden insanları savunmasız bıraktı. Covid-19 sebebiyle birçok kişi hayatını kaybederken birçok kişi hastalık korkusu ile sosyal hayattan kendisini izole etti. Hayatını kaybedenlerin yakınları bir yas sürecine girerken çevredeki diğer insanların bu yas süreçlerinden etkilenmesi ve benzer korkuları yaşamaları kaçınılmaz oldu. Tüm bu zincirleme yaşanan psikolojik süreçlerin etkilerini anlamak ise şimdi ve gelecek için oldukça önemli.
 
2020 yılında hayatımıza giren pandemi kelimesi her birey için farklı anlamlar taşıyor. Kimisi için travma ve kaybı çağrıştırırken bir yandan acaba önlenebilir miydi? Acaba kaçınılabilir miydi? gibi acabalar ve keşkeler psikolojik açıdan oldukça zarar verici şekilde deneyimleniyor. Ani ve beklenmedik ölümler, kişiler arası temassızlık ve birbirinden uzaklaşma hali bireylerin yakınlarıyla zaman geçirmesini, paylaşımlarını engelleyen karantina önlemleri toplu bir travma ile hazırlıksız şekilde yüzleşmeye sebep oldu. İçerisinde yalnızlık, korku ve çaresizlik duygularını barındıran bu travma ise geçmişten gelen, aktarılan, derinlerde olan diğer tüm kaygı ve korkuların tetiklenerek açığa çıkmasına sebep oldu. Bu süreçte açığa çıkan duygularla ise herkesin başa çıkma yolu da oldukça farklıdır.
 
 
 
Bireyler, üzerinde kontrol sağlayamadığı herhangi bir durumla yüzleştiğinde elinden gelen bir şey olmadığında çaresiz, savunmasız ve korunaksız hissedebilir. Tüm bu duygular baş gösterdiğinde ise bireylerin kayıp ve yasa verdiği tepkilerde değişiklikler görülebilir. Bu tepkiler ile yüzleşmek ise oldukça zordur. Çünkü aslında pek çok insan yalnızca bir yakınını kaybetmedi; aynı zamanda kendiliğinden de bir şeyler kaybettiğini bu süreç içerisinde hissetti.
 
 
 
İlave olarak, güvensizlik, tekinsizlik içeren belirsiz bir salgın ile karşı karşıya gelmek yaşam stresini arttırarak var olan yaşam düzeninin sekteye uğramasına, içe çekilmeye, içe çekilirken toplu aile ve arkadaş buluşmalarından, sosyal yaşamdan uzaklaşmaya sebep oldu. Tüm bunlar ile başa çıkabilme kapasitesi anlamına gelen ve bu süreçte çokça sınanan dayanıklılık ise bu yoğun strese karşı çoğu zaman yetersiz kaldı. Birçok hastalığın ortaya çıkması, insanların iş ve sosyal hayatlarından uzak kalıp kendi bedenlerine yönelmeleri ve beden sinyallerine kulak vererek çeşitli ağrılar hissetmeye başlamaları ile oldu. Bu durumda harcama alışkanlıkları, finansal stres, yaşam konforu ve daha birçok etkenin değişmesiyle deneyimlenen psikolojik etkiler kaçınılmaz ve gün geçtikçe artmaya devam ediyor.
 
Stres, korku, kayıp, belirsizlik, çaresizlik, tükenmişlik, yalnızlık, ayrılık, yas ve tüm bu olumsuz duygularla başa çıkabilmek adına başvurulan uyumsuz ve sağlıksız davranışlar, azalan fiziksel aktivite, düzensiz uyku, istenmeyen kilo alımı ve bağımlılıklarda artış gözlemleniyor. Kişinin karşılaştığı durum ile baş etmeye yönelik dayanıklılık becerisi yeterli gelmediğinde tüm bu olumsuz etkilerin, bireylerde hastalık ve çeşitli belirtiler şeklinde yaygın halde görülmesiyle sonuçlanıyor. Baş edebilen, dayanıklılığı yüksek kişilerin ise bu deneyimi bir büyüme, öğrenme olarak görme ve uyum sağlama konusunda yetenekli oldukları görülüyor.
 
 
 
Dayanıklılık, karşılaşılan zorlukları ve stres etkenlerini ortadan kaldırmasa da yaşanan olumsuz süreç ile ilgili stres kaynaklarının etkisini azaltabilmektedir. Peki dayanıklılık pandemi ve
 
sonrasın da deneyimlenen tüm bu olumsuz duygular ile baş etmede yeterli gelmediğinde ne yapılmalı?
 
 
 
Öncelikli olarak deneyimlenen yoğun endişenin neyden kaynaklandığının araştırılması, “ben neyden dolayı kaygılanıyorum?” sorusunun cevabının aranması; sürecin korkutan yanlarının farkında olunması, kişinin kendi içerisinde bir keşfe çıkması faydalı olacaktır. Bu keşif ise kendinize zaman ayırma, kendi kendinize kalıp ruhsallığınızın bu yanına da temas etme sonucu kendinize kulak verme ile gerçekleşir. Anormal durumlar karşısında normal tepkiler verilmesi beklenmediği gibi, kişinin kendisinden bunu bekleme hali, bu beklentinin gerçekleşmediği her an kaygının daha da artması ve çıkmaza girmeyle sonuçlanır. Bu nedenle tüm bu tepkilerin anormal bir etki sonucu oluştuğu, hissedilen duygu ve girilen ruh halinin normal olabileceği, şu anda dünya üzerinde birçok insanın benzer süreçlerden geçtiği, benzer zorlukları deneyimlediği kendinize hatırlatılması gereklidir. Olumsuz duygulara yer açmak, bu duyguları deneyimlemek bir sonraki duygunun gelişinde hazırlıksız olmamayı, başa çıkma yollarının geliştirilmesini sağlayacaktır. İlişkilere yeniden yatırım yapmak ise normalleşmeye geçişi sağlayarak kişinin dışarıya yeniden yüzünü dönmesine yardımcı olacaktır. Kişi, kendisine neyin iyi geldiğini araştırarak kendiliğine dair farkındalığını artırmalıdır. Yaşanılan bu süreçlere anlayış göstermek, aktif olmak, keyif veren aktivitelerin belirlenerek bunların artırılmasının sağlanması olumlu etki gösterecektir. Bu süreçte benzer duygu ve durumlar ile karşılaşıldığında, baş etmek zorlaştığında bir uzmandan destek almak oldukça yararlı olacaktır.