Yazarlar

Kadir Çelik
Sakallı Celal'in sakalı !

Türkiye’nin ekseni kaymış.

Batı’ya giderken, dümeni alabanda yapıp, rotayı Doğu’ya kırmış.

Bu, olur muymuş ?

Hayret ki hayret.

Doğu’ya giden gemide , Batı’ya doğru koşan adamlar, sanıyordu ki, o koşuyla Batı’ya varacak !

Sakallı Celal’in sözüdür bu: Doğu’ya giden gemide, Batı’ya koşan insanlar.

O Sakallı Celal, Türkiye’nin ilk Marksist’lerindendir.

İyi eğitimli, ama kimseye eyvallahı olmayan bir adam.

Bir bakıyorsunuz, bir yolcu gemisinde gemici.

Ana dili gibi Fransızca konuşan bir gemici.

Turistlerin Fransızcasına bakıp, hayret ettiği, elinde; halat tamir eden sıradan bir adem oğlu.

Atatürk’ün Rusya’ya gönderip, Komünizm’I tahlil ettirdiği kişi de Sakallı Celal.

Günlerden bir gün, Sakallı Celal, Ankara’nın sayılı okullarından birine müdür olur.

Devrin Milli Eğitim bakanının oğlu da bu okuldadır ve tembeldir.

Bakan baba, okul müdürü Sakallı Celal’e bir mektup yazar, oğluna torpil ister.

Sakallı Celal, Cumartesi bayrak töreninde bakanın oğlunu öğrencilerin önüne çıkartır.

Bakan babasının mektubunu okur, oğlana da iki tokat çakıp, istidfa eder.

Aradan yıllar geçer, Atatürk Sakallı Celal’I merak eder.

Bulurlar Cela’i, Ankara Belediyesi’nde çöpçülük yaparken !

Yazıya bakar mısınız?

Eksen kaymasından başladık, Sakallı Celal’le bitirdik.

Bu yazının ana sözü: nereye koştuğun değil, içinde olduğun geminin nereye gittiği önemlidir.

Paylaş :