Kanserden değil,geç kalmaktan korkun

Bitlis Devlet Hastanesi Genel Cerrah Uzmanı Op. Dr. M.Tolga Kafadar, bayanlarda sıklıkla görülen mem kanserinde erken teşhisin çok önemli olduğunu ve erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi.

Kanserden değil,geç kalmaktan korkun
05 Aralık 2013 Perşembe 11:08 tarihinde eklendi, 1.869 kez okundu.

Her gün pek çok hastanın memede kitle şüphesi veya meme ağrısı (mastalji, mastodoni) nedeniyle başvurduğunu belirten Dr. Kafadar, memedeki her kitlenin kanser olmadığını ancak, kanser olan türlerinin ise erken tedavi ve erken teşhis ile en az zararla kurtarılabileceğini belirtti.

Meme hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvuran hastalara, hastane bünyesinde görev yapan genel cerrahi, radyoloji ve patolojiden uzman hekimlerle birlikte yardımcı olmaya çalıştıklarını ifade eden Kafadar, “Gereken hastalara, uygun görüntüleme yöntemleri (ultrasonografi, mamografi, MR) ve patolojik incelemeler kullanılarak medikal veya cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Hastanemizde şu an, radyoloji ünitemizdeki ultrasonografi, mamografi ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemlerine ilaveten patoloji laboratuvarımız da aktif olarak hizmet vermektedir. Ayrıca hastanemiz bünyesindeki KETEM polikliniğinde de kanser taraması amacıyla hastalara gerekli tetkikler yapılarak, teşhis ve tedavi yapılmaya çalışılmaktadır. Genel cerrahi polikliniğe başvuran hastalara, kendi kendine meme muayenesi konusunda bilgiler verilmekte ve toplumun meme kanseri konusunda bilinçlenmesi amacıyla hastanemizin bütün imkanları kullanılmaktadır.” dedi.

"KİTLELERİNİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU İYİ HUYLUDUR"

Meme kitlelerinin büyük çoğunluğunun yüzde 80-90 civarında iyi huylu olduğunu dile getiren Tolga Kafadar, “Ancak memede ele gelen yeni ve farklı bir kitle hissedildiğinde mutlaka doktora başvurulmalı ve gerekli kontroller yapılmalıdır. Kitleler kistik veya solid olabilirler. En sık rastlanan meme kitleleri fibroadenom, fibrokist ve papillomlardır. Meme kisti (Fibrokistik hastalık) içi sıvı dolu, iyi huylu bir kesedir. Memede bazen sert, irili ufaklı kistler oluşabilir. Kitleler elle hissedilebilir veya memede ağrı, gerginlik gibi şikayetlere sebep olabilir. Bu ağrı, adet kanaması yaklaştıkça artar. Kanamanın başlaması ile azalır ve giderek kaybolur. Meme ucundan beyaza yakın veya açık, yeşil renkte bir akıntı gelmesine neden olabilir. Fibroadenom, 40 yaş altındaki bayanlarda sık görülen, genelde iyi huylu olarak nitelendirilen bir meme tümörüdür. Memede oluşan iyi huylu tümörlerin önemli bir kısmını fibroadenomlar oluşturur. Özellikle 20-30 yaşlarda görülebileceği gibi, ergenlik çağında da görülebilir. Fibroadenomlar genellikle yuvarlak, birkaç santim çapında, hareketli kitlelerdir. Kesin tanı biyopsi ile konur, bazen total olarak çıkartılmaları gerekebilir. İntraduktal papillom, 1-2 mm den birkaç santimetreye kadar değişen büyüklükte olabilir. Meme ucu yakınındaki süt kanallarında daha sık görülür. Genellikle 40 yaş üzerindeki bayanlarda görülmekle birlikte, meme ucundan kanlı akıntı gelmesine neden olabilirler. 20 yaşından itibaren her ay düzenli bir şekilde, adet kanamalarından sonraki hafta bayanların kendi kendine yapacağı muayene son derece önemlidir.” diye konuştu.

"ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR"

"Meme kitlelerinde teşhis ve tedavi çoğunlukla birlikte yapılır. Meme kitleleri incelenirken en sık kullanılan yöntemler arasında fizik muayene, ultrasonografi, mamografi, manyetik rezonans (MR) ve biyopsiler yer alır. İnce iğne biyopsisi ile kitle içerisinden hücre örneği alınıp, mikroskopi altında inceleme yapılabilir." diyen Kafadar şöyle konuştu: "Meme kistlerinin tedavisinde genellikle kullanılan yöntem iğne ile kistin içerisindeki sıvının boşaltılmasıdır. Çıkan sıvı patolojiye gönderilebilir. Meme kistleri boşaltıldıktan sonra tekrar oluşabilir. Fibroadenom ve papillomlar ise büyüklüklerine göre genellikle cerrahi yöntemle memeden çıkarılırlar. Kötü kitlelerin sınırları düzensiz olup, çevresindeki meme dokusuna invaze olduğu için genelde hareketsizdir. Solid kitlelerde muayene ve radyolojik tetkiklerde malignite düşünüldüğünde ameliyat planlamasının doğru yapılabilmesi ve gereksiz yere ikinci müdahaleyi önlemek için öncesinde biyopsi ile patoloji sonucunun elde edilmesi gereklidir. Toplumun genel inancının tersine biyopsinin veya kitleye bir müdahalenin meme dokusuna bir zararı yoktur. Memeye bıçak vuruldu, hastalık yayıldı görüşü yanlış bir görüştür. Memede kitleler birden fazla veya her iki memede olabilir. Bunlar daha çok kist veya fibroadenomdur. Elinize gelen kitle dış yüzeyi düzgün ve meme dokusu içinde kolayca hareket ediyorsa iyi huylu olma ihtimali daha yüksektir. Buna karşılık sert, düzensiz ve hareketsiz kitlelerin kötü huylu olma ihtimali daha yüksektir. Ağrılı kitleler genelde iyi huylu olur. Meme kanseri meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilir. En sık görülen tipi meme kanallarından kaynaklanan duktal kanserlerdir. Süt üreten bezlerden köken alan lobüler kanserler de sık görülür. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser çeşididir. Kansere bağlı ölüm nedenleri arasında akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan meme kanseri için düzenli olarak meme ve koltuk altı muayenelerinin yapılması gerekmektedir. Günümüzde erken tanı olanaklarının artması ve bu konuda yapılan birçok araştırma meme kanserine bağlı ölümlerin oranını azaltmaktadır. Meme kanseri için risk faktörleri olarak ; erken yaşta adet görme, geç menapoza girme, hiç doğum yapmama, ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapma, ailesinde (anne, kızkardeş, teyze) meme kanseri tanısı almış olmak sayılabilir."

"KANSERDEN DEĞİL, GEÇ KALMAKTAN KORKULMALI"

Meme kanserinde erken tanı konduğunda kanserin tamamen tedavi edilebilme şansının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Genel Cerrah Uzmanı Tolga Kafadar, "Erken tanı sayesinde çok büyük olasılıkla memenin tamamının alınmasına gerek kalmamaktadır. 20-25 yaş arası her bayan, her ay kendi kendini muayene etmelidir. 30-35 yaş arası her bayan ciddi bir yakınması olmasa bile meme muayenesi yaptırmalıdır. 40 yaş ve üzeri her bayan yıllık doktor muayenesi ve mamografi yaptırabilir. Meme kanserinde ilk tedavi şekli cerrahi (mastektomi) tedavidir. Erken evre kanserlerde meme koruyucu cerrahi veya sınırlı cerrahi müdahale yapılabilmektedir. Cerrahi tekniklerde memenin tamamı veya kanserli bölgenin tümü alınarak, koltuk altı lenf bezleri de temizlenebilmektedir." şeklinde konuştu.


CİHAN