"O dağın tepesine cami yakışır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bize düşen son nefesimize kadar Hakk'ı anlatmaktır, insanları Hakk'a davet etmektir" dedi. "BM'nin reforma edilmesi gerekir" diyen Erdoğan, "Barışa hizmet etmiyor" dedi.

O dağın tepesine cami yakışır
15 Kasım 2014 Cumartesi 12:40 tarihinde eklendi, 2.149 kez okundu.
Amerika Kıtası’nın 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedildiğini hatırlattı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Oysa Kolomb’dan 314 sene önce 1178’de Müslüman denizciler Amerika Kıtası’na ulaşmışlardı.

Hatta Kristof Kolomb’un hatıralarında Küba kıyılarında dağın tepesinde bir caminin varlığından bahsedilmektedir. Şimdi Kübalı kardeşimle bunu konuşuruz. O dağın tepesine bir cami bugün de yakışır. Yeter ki böyle bir şeye müsaade etsinler.” dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nin kapanış oturumuna katıldı. Program, Hafız Osman Şahin’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Toplam 41 ülkeden 71 temsilcinin katıldığı zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1866 yılında iki Osmanlı gemisi Ümit Burnu’ndan geçerek Basra’ya ulaşmak üzere İstanbul’dan ayrılmışlar. Okyanusa açılmışlar ancak yollarını kaybederek Brezilya’nın Rio sahiline varmışlar. Gemide bulunan alim zat olan Abdurrahman efendi, Brezilya da kaldı ve yıllar boyunca Brezilya başta olmak üzere Latin Amerika ülkelerini dolaşmak suretiyle İslam’ı anlattı.” ifadelerini kullandı.
 
Amerika Kıtası’nın 1492’de Kolomb tarafından keşfedildiği bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti: “Oysa Kolomb’dan 314 sene önce 1178’de Müslüman denizciler Amerika Kıtası’na ulaşmışlardı. Hatta Kristof Kolomb’un hatıralarında Küba kıyılarında dağın tepesinde bir caminin varlığından bahsedilmektedir. Şimdi Kübalı kardeşimle bunu konuşuruz.

O dağın tepesine bir cami bugün de yakışır. Yeter ki böyle bir şeye müsaade etsinler. Yani Kolomb, daha Amerika Kıtası’nı keşfetmeden İslam dini, Kıta’da inkişaf etmiş, yayılmıştı. Tabi burada önemli bir farkı da paylaşmak isterim.

Gerek Osmanlı, gerek diğer İslam ülkeleri, Latin Amerika ülkelerindeki tebliğ faaliyetlerini siyasi arzuların vasıtası olarak asla kullanmadılar. İslam dini, asla ve asla sömürmenin, sömürgeleştirmenin, köleleştirmenin bir aracı olmadı.”

CİHAN