''Silahları bırakın, elinizi öpeyim''

Hopa'da çıkan olaylarla ilgili Ankara'da düzenlenen gösteriler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, hakkında dava açılan 37 kişinin yargılanmasına devam edildi.

Silahları bırakın, elinizi öpeyim
25 Eylül 2012 Salı 19:11 tarihinde eklendi.

 

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklar ve avukatları ile izleyici olarak CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve BDP Muş Milletvekili Demir Çelik katıldı. 
     
Sanık avukatlarından Arzu Becerik, geçen celse polislerin ifadelerinin tutanaklara farklı şekilde geçirildiğini savunarak, duruşmalarda sesli ve görüntülü kayıt yapılmasını istedi. Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, mahkemede sesli ve görüntülü kayıt için teknik altyapının bulunmaması nedeniyle bu talebi reddetti. 
     
Daha sonra ifadesi alınan sanık Özbey Türk, Sosyalist Demokrasi Partisi üyesi olduğunu belirterek, Hopa'da Metin Lokumcu'nun ölmesinin ardından, KESK'in ve partisinin çağrısı üzerine basın açıklamasına katılmak için AK Parti Ankara İl Binası önüne yürüdüklerini söyledi. 
     
Burada, ''Polisin saldırısı'' üzerine çatışma çıktığını ileri süren Türk, iddianamede yer alan suçlamaları kabul etmediğini belirtti. 
     
Avukat Kazım Erkut Güzel, yürürlüğe giren 6352 sayılı kanunla özel yetkili mahkemelerin kaldırıldığını, bu mahkemelerin geçici bir maddeyle görevlerini sürdürdüğünü belirterek, söz konusu kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini istedi. 
     
Avukat Deniz Özbilgin de Lokumcu'nun ölümünü protesto eden grubun, AK Parti İl Başkanlığı'na siyah çelenk bırakmak istediğini, bu sırada polisin müdahalesiyle karşılaşıldığını ifade etti. Olay günü emniyet tarafından gözaltına alınanların avukatlarıyla görüştürülmediğini, emniyette görevli, ''Kenan Kabak'' isimli bir müdürün kendilerine küfrettiğini ileri süren Özbilgin, olaya tanık olan Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu'nun dinlenmesini talep etti. 
     
Olaylara ilişkin soruşturmanın ilk olarak 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan başlatıldığını dile getiren Özbilgin, ''Soruşturma daha sonra özel yetkili savcılığa verilmiştir. Biz bunun talimatla olduğu kanaatindeyiz'' dedi. 
     
Avukat Ayhan Erdoğan da soruşturmanın, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan devam ederken, dosyanın ''Yetkisizlik veya görevsizlik kararı'' verilmeden, başsavcının görevlendirmesi olmadan özel yetkili savcılığa gönderildiğine değinerek, bu konuyla ilgili dosyanın incelenmesini istedi. 
     
Bazı müştekilerin yönlendirilerek, belli sanıkların cezalandırılmasının amaçlandığını iddia eden Erdoğan, olay günü kolluk kuvvetlerinin başında bulunan Osman Can'ın imzasının bulunduğu belgelerin dikkate alınmayarak, dosyadan çıkarılması talebinde bulundu. 
     
Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, verilen aranın ardından kararı açıkladı. Avukatların, 6352 sayılı kanunda yer alan özel yetkili mahkemelere ilişkin maddenin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi talebini reddeden mahkeme, Ankara Barosu Başkanı Feyzioğlu'nun dinlenmesi talebini de kabul etmedi. 
     
Müşteki Osman Can'ın duruşmada hazır edilmesi için Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazılmasına karar veren mahkeme, dosyanın özel yetkili savcılığa ''Görevsizlik veya yetkisizlik'' kararı ile geçip geçmediğinin tespiti talebini reddetti. 
     
Müşteki Osman Can'ın imzasının bulunduğu evrakların dosyadan çıkarılması talebini de kabul etmeyen mahkeme, eksik evrakın tamamlanması için duruşmayı erteledi. 
     
     -Adliye önünde protesto- 
     
     
Bu arada duruşma öncesinde Ankara Adliyesi önünde toplanan bir grup davayı protesto etti. Protesto gösterisine, CHP milletvekilleri Levent Gök ve İlhan Cihaner ile BDP Milletvekili Demir Çelik de destek verdi. 
     
Levent Gök, yaptığı açıklamada, bu tür davaların görüldüğü mahkemeleri dikkatle takip ettiklerini, tek isteklerinin adil yargılanmanın gerçekleşmesi olduğunu söyledi. 
     
Türkiye'de hak, özgürlük, eşitlik, çevreye duyarlılık istemenin, bunlara karşı tepki dile getirmenin suç olduğunu savunan Gök, ''Bu suçu bizler her zaman işlemeye devam edeceğiz arkadaşlar, ta ki AKP'nin maskesini Türkiye'de ve dünyada düşürene kadar. Biz çevreye duyarlı toplum, çevreye duyarlı bir iktidar istiyoruz, bunun yanında adil yargılanma istiyoruz. Bugün AKP'nin dizayn ettiği mahkemelerde adil yargılanma kalmamıştır'' dedi. 
     
BDP Milletvekili Demir Çelik ise bu tür davaların, ''Halkların ve emekçilerin haklarını gasp etmeye yönelik'' olduğunu savunarak, hükümeti eleştirdi. 
     
     -''Silahları bırakın, elinizi öpeyim''- 
     
     
Öte yandan, emekli memur olduğunu söyleyen Mümin Canıberk adlı kişi, Demir Çelik'e, ''O kadar açıklama yapıyorsun, 'dağdakiler insinler silahlarını bıraksınlar' de, ben de senin elini öpeyim'' dedi. 
     
Bunun üzerine Çelik, ''Silah hakkım olduğu halde silah almıyorum. Akan kanlar dursun, ölümler son bulsun'' ifadesini kullandı. 
     
Canıberk de ''Dağdakilere de söyleyin vekilim elini öpeyim. Senin silahın olsa ne olur, olmasa ne olur. İstediğim vatandaş olarak şehit polis olmasın, şehit öğretmen olmasın, şehit kimse olmasın. Bu ülke iyi olsun. Ben sana karşı değilim'' diye konuştu. 
     
Çelik ise insani taleplere saygı duyduğunu belirterek, şunları kaydetti: 
     
''Silahsız, ölümsüz, şiddetsiz bir çözümün, diyaloglu, müzakere esaslı çözümün olmazsa olmaz noktada olduğunu belirtiyoruz. Ölümlerin yerine yaşamın ve yaşatmanın hüküm sürdüğü herkesin özgürce fikrini düşüncesini taleplerini dile getirdiği bir Türkiye'nin oluşmasında katkı sahibi olmak istiyoruz. Bu anlamıyla meşru zemini olan partilerin iradesiyle kendilerini gösterebilecekleri ortak bir çözüm projesi geliştirsinler. Akan kan durmalıdır. Ölümler son bulmalıdır. Onun için ne gerekiyorsa yapacağız.'' 
     
Bunun üzerine ''Yaşasın Türk-Kürt kardeşliği'' diyen Canıberk, Çelik'in elini havaya kaldırdı.